Hekimlerde Tükenmişlik : Burnout
Share
Konumuz özünde “var olma” ile başlıyor. On sekiz yaşında yaptığı tercihten her bir hücresiyle mutlu olan bir gencin, otuzlu yaşlarında hayatı yeniden sorgulamasıyla devam ediyor.
Peki biz, yani doktorlar, neden bunaldık? Neden tükendik?
Ne yazık ki işin iç dünyasını bilmeyen ya da bilmek istemeyen birinin cevabı genellikle “para” olur. Oysa para, her meslek için bir motivasyon kaynağı olabilir ama söz konusu doktorluk olduğunda mesele, paranın çok ama çok ötesindedir.
Son on yılda giderek yozlaşan toplum ahlakı ve insani değerler, insanla var olan mesleğimize elbette yansımıştır. Sistem, kötü durumlarda koruması gereken asıl kişiyi —doktoru— kaosun içinde bırakmayı tercih etti. Hastane ve randevu sistemleri oturmadan, toplumsal bilinç gelişmeden her şey doktorun insiyatifine bırakıldı. Randevulu hastalar için ayrılan süre 7–8 dakikaya düşürülürken, insan olan doktor hata yapmaktan korktu; randevusuz hastalara bakamayınca ise “vicdansız” olarak damgalandı.
Poliklinikte size biri “vicdansızsınız” dese bile, ona cevap veremezsiniz. Çünkü sıradaki hasta çoktan içeri girmiştir, size bakıyordur. Siz ise kendi kendinize “Ben insan sağlığı için buradayım, toparlanmam lazım, boşver,” diyerek motive olmaya çalışırsınız. Ama tam o sırada muayene esnasında kapınız açılır; “Bir şey sormak istiyorum,” deyip en iyi ihtimalle “Falanca nerede?” diye araya giren biriyle karşılaşırsınız.
Hastanede doktor dışında çalışan tüm sağlık personelinin net bir görev tanımı vardır. “O benim görevim değil.” “Tanımımda yok.” “Mesaim bitti, çıkmam gerek.” diyebilirler. Biz diyemeyiz.
Bir doktora sorun isterseniz…
O sırada hastalarını zar zor yetiştirmiş, öğle arasına otuz dakika geç kalmışsınızdır ama biri çıkar “Öğleden sonraya kalmak istemiyorum, bana da bakın,” der.
Anlatmak istersiniz: “Su içemedim, tuvalete giremedim, azıcık nefes almak istiyorum.”
Ama anlatamazsınız, çünkü gücünüz kalmamıştır.
Tüm sağlık çalışanları kendi görev tanımını tamamlayıp çekilirken, doktor stresli anlarda ortada kalır. Kimsenin görev tanımında olmayan işi yapar. Neden peki? Para için mi?
Bu bana çok komik geliyor. Çünkü bizim güzel hocalarımız bize “Bu meslek kutsaldır. Gerektiğinde sekreter de olacaksın, hemşire de, hasta bakıcı da. Her şeyi bileceksin.” diyerek öğretmişlerdi.
Daha onlarca örnek verilebilir ama şu bir gerçek: Bu, on beş yıllık bir hikâyenin sonu.
On beş yıl boyunca ışık olurken erimenin bedeli…
Bilinçli bir toplumun ve haklarını daha iyi savunan cesur doktorların olması dileğiyle.